BİZE DESTEK VERMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ REKLAMLARI TIKLAYABİLİRSİNİZ...




  HAFIZ ARKADAŞLARIMIZIN HAFTA İÇİ HER GÜN HAFIZLIK-LARI DİNLENMEKTEDİR.

Dinletmek isteyen arkadaşları-mız Derneğimizle irtibat kurabi-lir.


  BAYANLARA BAYAN HOCALA-RIMIZ EŞLİĞİNDE KURAN DERS-LERİ VERİLMEKTEDİR.

Kayıt olmak isteyen bayanlar derneğimizle irtibata geçebilir.

Günleri: HAFTA İÇİ HERGÜN

SAAT :
Sabah 10:00 ’dan, öğle 13:00'a kadar


  KURAN  DERSLERİ :

DERNEĞİMİZDE HAFTAİÇİ HER-GÜN TAM FAAL OLARAK DEVAM ETMEKTEDİR.


DİN GÖREVLİSİ ARKADAŞLARIMIZA DUYURULUR!

Arapça,İmamet,Müezzinlik, Hitabet,Tecvid,Talim,Kıraat,
Aşere,Takrip,Tayyibe dersle-rimiz  devam etmektedir.

Hafız olan arkadaşlar arası
seviye belirleme imtihanı ya-pılıp seviyelerine göre serti-fika diploma verilir.


 

KUR’AN ÖĞRENİM VE ÖĞRETİMİ BAĞLAMINDA
BİR HADİS-İ ŞERİF BİR YORUM

            Pek çok hadis kitabında geçen ve Osman b. Affan (35/655)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (as) şöyle buyurmuştur: “-Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.”

Hz. Peygamber (sav) bu sözleriyle öncelikle alimlere, daha genel anlamda bütün Müslümanlara hitap ederek, Kur’an öğrenim ve öğretiminin önemine dikkat çekmiş, bu alanda gayret sarfeden kimseleri ‘en hayırlı insan’ olarak vasıflandırmıştır.

Unutmamak gerekir ki, Kur’an’ın ilk muhatabı olan Hz. Peygamber onu okuma, anlama ve yorumlama noktasında ilk ve en yüksek otoritedir. O’nun Kur’an ve diğer konulara ilişkin tesbit ve değerlendirmeleri üzerinde ciddiyetle düşünmek, sözlerinin ifade ettiği manaları anlamak ve işaret yoluyla gösterdiği nükteleri kavramak bakımından esastır. Zira Hz. Peygamber’in tesbit ve hükümlerinin kaynağı kendi arzu ve hevesi değil, Kur’an yahut sünnet vahyidir. Sözkonusu hadis-i şerifte ifade edilen mana ile işaret edilen maksadı doğru okumak için rivayetin lafzi boyutuyla (söylenen şeyle)birlikte arka planını (söylenmek istenen şeyi) ilmi çerçevede tahlil etmek gerekmektedir.

Şöyle ki, ilgili rivayette, biri Kur’an öğrenim ve öğretimi, diğeri bu iki alanda gayret gösteren bir müslümanın ‘en hayırlı kişi’ olarak nitelendirilmesi olmak üzere iki konudan bahsedilmiştir. Hz. Peygamber öncelikle alimler olmak üzere bütün Müslümanlara ‘en hayırlı insan’ olabilmenin yolunun Kur’an öğrenim ve öğretiminden geçtiğini ifade ederken, ‘ilim’ kökünden gelen ‘taallüm’ ve ‘ta’lim’ kelimelerini kullanmış; ‘okumak’ anlamına gelen ‘kıraat’, ‘tilavet’ yahut daha farklı boyutta okumayı içeren ‘tertil’ kelimesine yer vermemiştir.
Hadis-i şerifin tahlilinde dikkati çeken ikinci bir nokta da, ‘Kur’an’ kelimesinin mutlak bir çerçevede kullanıldığı, Kur’an’ın öğrenim ve öğretimi ifadesiyle ilahi kitabın kıraat ve tefsir vechesinden hangisinin kastedildiğinin açık olmadığı hususudur. Bir başka konu ise, Hz. Peygamber’in bu tesbit ve değerlendirmede kullandığı ‘hayruküm’(en hayırlınız) ifadesiyle Kur’an muhataplarına layık gördüğü makamdır ki Allah’ın kitabıyla meşgul olmanın nasıl bir meslek olduğunu ve haiz olduğu değeri ortaya koyması bakımından önemli ve kayda değerdir.

Bu tahlillerin ışığında Hz. Peygamber’in “sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” Hadisini iki temel başlık altında yorumlamak mümkündür:

1 – HADİS-İ ŞERİF’İN İFADE ETTİĞİ ANLAM:

Hadis-i şerifin ‘ifade ettiği anlam’ ile kasıt, rivayetin lafzi(literal/kelime) boyutudur. Hz. Peygamber’in en veciz ifadelerle yaptığı bu tesbit ve değerlendirmede kullandığı kelimelerin lügat karşılığı, rivayetin lafız boyutuyla zihinlerde çağrıştırdığı ilk anlamı ihtiva eder. Bu boyutuyla hadis-i şerif, en hayırlı müslümanın, Kur’an harflerini tanımak, kelimeler düzeyinde okumak, ayetleri bellemek ve daha üst düzeyde kıraat etmek amacıyla Kur’an öğrenen ile bu eğitimi veren kişinin olduğunu ifade etmektedir ki bu anlam doğrudur. Müslümanlar bu ve benzer hadis-i şeriflerde hedef gösterilen böyle yüce bir makama yükselmek, en şerefli ve faziletli bir payeyi elde etmek için asr-ı saadetten günümüze kadar Kur’an öğrenim ve öğretimine büyük önem vermiş, onunla meşguliyeti kudsi bir vazife telakki etmiştir. Kur’an öğretim ve eğitimi alanında hizmet veren büyük alimler yetişmiş, bu hizmetlerin yürütüldüğü müesseseler kurulmuş ve eserler yazılmıştır.

            Hadis-i şerifin lafız boyutuyla ifade ettiği anlam çerçevesine her seviyede Kur’an öğrenim ve öğretimi girmektedir ki bunları şöyle sıralamak mümkündür:

  1. Elif-Ba Öğrenim ve Öğretimi,
  2. Yüzüne Okuma Öğrenim ve Öğretimi,
  3. Dua ve Namaz Sureleri Öğrenim ve Öğretimi,
  4. Hafızlık Eğitimi,
  5. Tashih-i Huruf ve Tecvidli Kur’an Öğrenim ve Öğretimi,
  6. Kıraat İlmi Öğrenim ve Öğretimi,
  7. Vakıf ve İbtida İlmi Öğrenim ve Öğretimi,
  8. Temsili Kur’an Okuma Öğrenim ve Öğretimi.

Kur’an’la bu çerçevede meşgul olan bir muhatap açısından bunlardan her biri bir
okuma ve okutma, öğrenme ve öğretme dolayısıyla Kur’an’la iletişim kurma faaliyetidir. Hadis-i şerifin ifade ettiği anlamın ışığında bunlardan herhangi birini gerçekleştiren bir Müslüman ‘en hayırlı insan’dır; ilk basamağından en üst seviyesine kadar bu alanda gayret gösterdiği için böyle bir makama mazhar olmuştur.
Hadis-i şerifin ifade ettiği anlamı değerlendirirken zihni meşgul eden nokta, lafız boyutuyla Kur’an öğrenim ve öğretiminin bir müslümanı ‘en hayırlı insan’ makamına yükselten sebep ve hikmetlerinin neler olduğudur. Bu soruya cevap vermeden önce Kur’an’ı yalnız lafız boyutuyla öğrenmek (okumak) ve öğretmek (okutmak) ile neyin amaçlandığı, böyle bir faaliyetle ne kazanıldığı hususunun açıklığa kavuşturulması o sebep ve hikmetlerin daha iyi anlaşılması bakımından kaçınılmazdır. Bu çerçevede şu tesbitleri yapmak mümkündür:

a- Lafız boyutuyla Kur’an öğrenen(okuyan) kimse İslam dininin temel kaynağına Arapça aslından ulaşmak suretiyle ilahi kitabı lafız ve mana bütünlüğü içinde kucaklamakta; muhataplarına konuştuğu dilde açıklamasını aktarmanın yanında asıl diliyle (orijinal metniyle) okumanın güven ve huzurunu yaşamaktadır.

b- Lafız boyutuyla Kur’anöğrenen kimse namaz ibadetinin kıraat rüknünü sahih kılacak miktarda (Fatiha ve zamm-ı sure) okuma bilgi ve becerisine sahip olmaktadır.

c- Bu çerçevede Kur’an öğrenen kimse başta namaz olmak üzere diğer ibadetlerde Hz. Peygamber’in öğretip tavsiye ettiği tesbihat ve duaları orijinal kalıplarıyla doğru okuma imkanına kavuşmaktadır.

d- Kur’an öğrenen kimse Allah’ın kelamını okumakta ve bir bakıma onunla konuşmaktadır ki bu da kendisine tarif edilemeyecek manevi bir haz ve huzur verecektir. Manalarını anlamasa da ilahi kelamın harf, kelime ve cümlelerinin terennümüyle kendinden geçecek, doymak bilmeyen bir arzu ve iştiyak ile okumaya devam ederken ağaçların hışırtısı, suyun şırıltısı ve rüzgarın uğultusunun insan ruhundaki etkisi misali kalbinde büyük huzur ve ruhunda bir dinginlik hissedecektir.

e- Lafız boyutuyla daha ileri seviyede (tashih-i huruf, tecvid, hafızlık ve kıraat) Kur’an öğrenimiyle meşgul olmak ise, ilahi kelamı her türlü yanlış okuma ve tahriflerden korumak gibi yüce bir gayeye matuf olması bakımından her türlü takdirin üstündedir. Bu kademelerden her biri bir ilim ve disiplin olması hasebiyle Kur’an metninin ve dolayısıyla ilahi mesajın korunmasında önemli vazife yüklenmişlerdir.

f- Lafız boyutuyla Kur’an öğrenimi bir sonraki aşamanın (anlama sürecinin) ilk basamağını teşkil etmesi bakımından da önemlidir. Anlama ve yaşama sürecine giden yolun metni doğru okumaktan geçtiği hususu unutulmamalıdır.

Bu amaçları gerçekleştirmesi bakımından Kur’an’ı lafız boyutuyla okumak bir ibadettir; ibadeti sahih kılacak seviyede öğrenmek ve okumak her Müslüman için zaruret, onun lafzi boyutuyla ilgili ilimleri tahsil etmek ise mütehassıslarının yerine getirmesi gereken bir gerekliliktir. Lafız boyutuyla Kur’an’ı okumak insana sevab kazandırır; onunla meşguliyeti oranında erdemli bir insan olma yolunda adım atarken edep, akar, ciddiyet, takv, sorumluluk vb. güzel hasletleri daha kolay kazanma şansına sahip olur, Kur’an potasında erimeye ve şekillenmeye başlar.

Özetle Kur’an’ı lafız boyutuyla öğrenmek ve öğretmek ibadettir, sevabı vardır; fazilettir, insana güzel hasletler kazandırır; vazifedir, müslümana bir takım sorumluluklar yüklemektedir; ilimdir, onu lafız yönüyle korumaya yönelik gayeler ve metodlar içerir.

Bununla birlikte Kur’an’la meşgul olan bir insanı ‘en hayırlı kişi’ makamına yükselten sebep ve hikmetleri lafız boyutuyla Kur’an öğrenim ve öğretiminde aramak, meseleyi o noktaya irca etek, ilgili hadis-i şerifi anlamamak, nüktelerini kavrayamamak ve yanlış yorumlara kapı açmak olur ki, bu da ilmi bir yaklaşım olmadığı için muhataplarını yanıltacaktır.

2 – HADİS-İ ŞERİF’İN İŞARET ETTİĞİ ANLAM:

Bu başlık altında hadis-i şerif ile işaret edilen maksatları daha önce yapılan tahliller ışığında ortaya koymak istiyoruz. Şöyle ki:

A- İlim kökenli ‘taallüm’ ve ‘ta’lim’ kavramları, Kur’an’ın ilim boyutuyla öğrenim ve öğretimine işaret etmektedir.

B- Kur’an’ın ihtiva ettiği gerçeklere ulaşabilmenin yolunun, onu ilmi metodlarla öğrenme ve öğretmekten geçtiği anlatılmak istenmektedir.

C- Kur’an kelimesinin mutlak çerçevede zikredilmesi herhangi bir ilmi değil, onunla ilgili her ilmi tahsil etmenin en hayırlı makama yükseltecek sebep ve hikmet olduğuna işaret vardır.

D- İlim, beraberinde tefekkür(düşünmek), tedebbür(derinlemesine/arkalı önlü düşünmek) ve akletmeyi gerektirir. Bu çerçevede bir Kur’an öğrenim ve öğretimi en hayırlı makama yükseltecek önemli sebep ve hikmettir.

E- Tefekkür ve tedebbür beraberinde tezekkürü (öğüt ve ibret alma) gerektirir.

F- Kur’an’ı ilim boyutuyla okuma akli melekeleri ve ardından kalbi hissiyatı devreye sokacağı için bu çerçevede bir öğrenim ve öğretim en hayırlı makama ulaşmanın sebep ve hikmetidir.

G- Bu çerçevede Kur’an öğrenim ve öğretimi zahmetli ve meşakkatli olacağı için elde edilecek makam da insanı en hayırlı kılacaktır.

H- Kur’an’ı ilim boyutuyla öğrenmek ve öğretmek başlı başına bir ilim ve disiplindir; insana bilgi, görgü ve ahlak kazandırır. Kur’an’ın iniş maksadı bu yolla gerçekleşeceği için bu alanda gayret sarfeden Hz. Peygamber’in ifadesiyle en hayırlı kimsedir.

I- Kur’an’ı sadece lafız boyutuyla okuyan kimse, kendisine gelen mektubun içeriğini bilmeden tekrar tekrar okuyan ve fakat okuduğundan bir şey anlamayan kimseye benzer ki onun kazancı okumakla sınırlı kalacaktır, gönderenin istek ve arzularını, temennilerini, sakındırdığı şeyleri anlayamayacağı için elinden gelen bir şey olmayacaktır.

Özetle, bu hadis-i şerif, en hayırlı insanı tarif ederken şu tesbitleri yapmıştır:

Kur’an’ı önce kıraat boyutuyla ve gereği üzere okuyan, bunun eğitimini alan ve fakat bu noktada durmayan, ilmen onu öğrenip öğreten, bunun tabii neticesi olarak öğrendiklerini uygulama safhasına koyarak bir Kur’an şahsiyeti meydana getiren, bununla toplum içinde örnek olan ve temsil makamında İslam’ı yeryüzünde tebliğ eden ve yayan insan pek tabii olarak çevresindeki insanların en hayırlısı ve faziletlisidir. Hz. Peygamber Kur’an’la meşguliyet planında en hayırlı insan ile bunları kastetmiştir.

   
Biz Kimiz?    |   Tüzük    |   Köşe Yazıları    |   Etkinlikler   |  Ders  Videoları   |  Sesli Yayınlar    |   İletişim

Hafızlar Derneği © Her Hakkı Saklıdır.
15.07.2007'den İtibaren Ziyaretçi Sayısı: 25017